Biga Yarımadası’nın geçmişine ışık tutan geleneksel yapılardan biri, bugün itibarıyla virane görüntüsüyle geçmişin izlerini taşırken, içerisinden yükselen taze yaşam filizleriyle göze çarpıyor. Çanakkale’nin Lapseki ilçesine bağlı Eçialan Köyü’nde yer alan geçmişten gelen Çamaşırhane-Yunak, salt önceki bir yapı değil; Anadolu’nun köy yaşamına, imece kültürüne ve toplumsal dayanışmasına tanıklık eden dikkat çekici bir kültür odaklı miras olarak öne çıkıyor.
Orman Yüksek Mühendisi Mehmet Akkan eliyle aktarılan bilgilere göre, yüzlerce yıllık olduğu ifade edilen çamaşırhane, geçmişte köy halkının birlikte yürütülen kullanımında olan kayda değer toplumsal yapılardan biri olarak faaliyet verdi.
SADECE ÇAMAŞIR YIKANAN BİR YER DEĞİLDİ
Modern çamaşır makinelerinin ve deterjanların bulunmadığı dönemlerde köy halkı, çamaşırlarını burada imece usulüyle yıkıyordu. Özellikle kadınların bir araya geldiği bu mekânlar, haberlerin paylaşıldığı, türküler ve manilerin söylendiği, geleneklerin genç kuşaklara aktarıldığı toplumsal merkezler olarak da kullanılıyordu.
Düğün, nişan, hastalık ve köy yaşamındaki diğer gelişmelerin konuşulduğu bu birlikte yürütülen alanlar, geçmişte toplumsal dayanışmanın kayda değer merkezlerinden biriydi. Büyük kazanlarda su ısıtılıyor, odun külünden hazırlanan kül suyu temizlikte kullanılıyor, çamaşırlar ise taş veya yalakların üzerinde tokmaklarla dövülerek temizleniyordu.
Çamaşırhaneler bu yönüyle salt temizlik gerçekleştirilen alanlar değildi.
“KOMŞU KOMŞUNUN KÜLÜNE MUHTAÇTIR” SÖZÜNÜN İZLERİ
Çamaşırhanenin geçmişi, Anadolu kültüründe dikkat çekici bir yere sahip olan “Komşu komşunun külüne muhtaçtır” atasözüyle de ilişkilendiriliyor.
Geçmişte odun külünden hazırlanan kül suyu, çamaşır temizliğinde kullanılan kayda değer malzemelerden biriydi. Köy halkının ağır ve zahmetli çamaşır işlerini imece usulüyle eşliğinde yürütmesi ise dayanışmayı güçlendiriyordu.
Bu nedenle çamaşırhaneler, geçmişte yardımlaşmanın, birlikte yürütülen yaşamın ve komşuluk kültürünün somut örneklerinden biri olarak değerlendiriliyor.
EÇİALAN’DA TARİHİN İZLERİ
Tarihi yapı, Lapseki ilçesine bağlı Eçialan Köyü’nde bulunuyor. Yaklaşık 210 metre rakımda kurulu köyün içinden geçen Eçi Deresi, Bakacak Barajı’nı besleyen kayda değer su kaynaklarından biri olarak biliniyor.
Biga Yarımadası’nın iç kesimlerinde bulunan Eçialan’ın geçmişinin Türkmen ve Yörük yerleşimleriyle bağlantılı olduğu aktarılırken, köyün bölgedeki Türk kültürünün geçmişten bugüne taşınmasında dikkat çekici bir yere sahip olduğu ifade ediliyor.
Köyün tarihine hakkında anlatılarda, Eçialan’dan ayrılan bazı Yörük ailelerinin Biga yönüne ilerleyerek bugün itibarıyla bilinen Ahmetler, Ramazanlar ve Karamusalar gibi yerleşimlerin oluşumunda rol oynadığı aktarılıyor.
VİRANE YAPININ İÇİNDEN HAYAT FİLİZLENDİ
Tarihi çamaşırhanenin bugün itibarıyla en dikkat çekici yönlerinden biri ise yıllara meydan okuyan doğaya ait yaşam.
Geçmişte ateş yakılan bölümde ceviz ve incir fidanlarının yetiştiği görülüyor. Doğanın kendi döngüsü içerisinde ortaya çıkan bu ağaçlar, yıllarca insanların kullandığı yapının bugün itibarıyla de yaşam üretmeye devam ettiğini gösteriyor.
Cevizlerin sincap ve kuşlar eliyle taşınması, incir tohumlarının ise kuşlar aracılığıyla çevreye yayılmasıyla oluştuğu değerlendirilen bu doğaya ait dönem, geçmişten gelen yapının içinde ayrı bir görüntü oluşturuyor.
Yüzlerce insanın gelip geçtiği yapının bugün itibarıyla virane konumda olması geçmişin izlerini taşısa da, taşların arasından yükselen fidanlar hayatın ve doğanın devamlılığını hatırlatıyor.
“KÜLLERİNDEN DOĞMAK”
Geçmişte kül suyuyla çamaşırların temizlendiği, insanların imece usulüyle bir araya geldiği bu geçmişten gelen yapının içinde bugün itibarıyla ceviz ve incir fidanlarının büyümesi göze çarpıyor.
Bir zamanlar ateşlerin yakıldığı, kazanların kaynadığı ve köylülerin bir araya geldiği Çamaşırhane-Yunak, bugün itibarıyla sessizliğe bürünmüş olsa da doğanın bir kez daha hayat verdiği bir mekâna dönüşmüş konumda.
Eçialan’daki bu geçmişten gelen yapı, Biga Yarımadası’nın salt tarımı ve doğaya ait güzellikleriyle değil; geçmişten bugüne taşıdığı kültür odaklı mirasıyla da dikkat çekici bir önem taşıdığını yeniden ortaya koyuyor.





SON YORUMLAR