Bakan Kacır, Türkiye'nin ilk Ay sorumluluku bünyesinde geliştirilen "Ay Uzay Aracı Projesi"nde gelinen son vaziyeti, TÜBİTAK SAGE'de gerçekleştirilen "Ay Araştırma Programı Basın Toplantısı"nda aktardı.

Ay Araştırma Programı'nda kayda değer bir eşiği geride bıraktıklarını anlatan Kacır, "Ay'a erişmek üzere üretim faaliyeti, montaj ve entegrasyon faaliyetlerini tamamladığımız uzay aracımızı, sistem seviyesi çevresel testlerinin gerçekleştirilmesi için TUSAŞ bünyesindeki Uzay Sistemleri Entegrasyon ve Test Merkezimize, USET'e uğurluyoruz. Türkiye'nin ilk derin uzay görevine uzanan yolculuğumuzda attığımız bu hamlenin, ülkemiz ve milletimiz için hayırlı olmasını diliyorum." diye konuşma yaptı.

Kacır, teknolojide yaşanan paradigma değişimlerinin, Türkiye'ye kilit avantajlar sunduğuna işaret ederek, "kritik teknolojilerde tam bağımsız Türkiye" hedeflerine emin adımlarla ilerlediklerini ifade etti. Bu anlayışın ilk örneğini, savunma sanayisinde sergilediklerini vurgulayan Kacır, Türkiye için benzer bir imkan penceresinin, uzay teknolojilerinde var olan olduğunun altını çizdi.

“TÜRKSAT 7A uydusunun çalışmalarına başladık”

Son 20 yılda fırlatma maliyetlerinde yaşanan çabuk düşüş, uzay çalışmalarını birkaç ülkenin tekelinden çıkardığını ifade eden Kacır, uzayın artık daha fazla ülkenin söz sahibi olabildiği, ziraattan sağlığa, haberleşmeden malumat teknolojilerine muhtelif alanlarda yepyeni çözümlerin geliştirildiği ve hızlı bir şekilde yaygınlaştığı bir alana dönüştüğünü anlattı.

Bakan Kacır, uzayın günümüzde akademik keşiflerin yanı sıra teknolojik üstünlüğün, iktisadi rekabetin ve kilit bağımsızlığın da en önem taşıyan çaba alanlarından biri haline geldiğini ifade ederek, "Milli Teknoloji Hamlesini düzenleyen, bilim ve teknolojide küresel ölçekte iddia sahibi olan ve gaye ufkunu daima yukarı taşıyan ülkemizi, uzayın sunduğu akademik, teknolojik ve iktisadi fırsatlardan en üst düzeyde yararlanan ülkeler arasına taşımakta kararlıyız. Bu vizyonu mümkün kılacak zemini Cumhurbaşkanımız sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde, son 23 yılda kararlı adımlarla inşa ettik. İnsan kaynağımıza yatırım yaparak, araştırma ve teknoloji altyapılarımızı geliştirerek, hayati kabiliyetlerimizi yerlileştirerek, Türkiye'yi kendi uydularını tasarlayan, geliştiren, üreten, test eden ve uzayda muvaffakiyetle işleten sayılı ülkeler arasına taşıdık." ifadelerini kullandı.

Gerçekleştirdikleri her bir girişimin, yepyeni kabiliyet ve kazanımların önünü açtığını vurgulayan Kacır, üst düzey çabuk veri iletim kapasitesi ve esnek kapsama özelliklerine sahip, afet iletişimi, kamu servisler ve emniyetli haberleşme ihtiyacına cevap verecek ek sorumluluk yüklerini bünyesinde barındıracak TÜRKSAT 7A uydusunun çalışmalarına başladıklarını açıkladı. Yeni nesil kadro uyduları İMECE-2 ve İMECE-3 ile daha kapsamlı alanları görüntüleyebilen, aynı alandan daha sık veri alabilen bir yer gözlem uydusu mimarisi oluşturmak üzere, hamle attıklarını dile getiren Kacır, inşa edilen teknoloji ekosistemiyle,

uzayın sunduğu eşsiz fırsatlardan en üst düzeyde yararlanmaya, uzay teknolojilerini ülkenin kalkınmasının itici unsurları arasına taşımaya kararlı olduklarını ifade etti.

“Ay sorumluluku düzenleyen 9'uncu ülke olmayı hedefliyoruz”

Milli Uzay Programı'nın en iddialı, mühendislik yönünden en güçlü hedeflerinden birinin Ay Araştırma Programı olduğunun altını çizen Kacır, "Bugüne kadar sadece 8 ülke, Ay sorumluluku hayata geçirdi. Biz de kendi mühendislik kabiliyetlerimizle hayata geçireceğimiz Ay Araştırma Programımızla, Ay sorumluluku düzenleyen 9'uncu ülke olmayı hedefliyoruz. 2027'nin ilk aylarında fırlatmayı planladığımız Ay Uzay Aracımızın, takriben 2 aylık yolculuğun sonrasında, Ay yüzeyinden 100 kilometre irtifada mevcut kutupsal ve dairesel sorumluluk yörüngesine ulaşmasını öngörüyoruz. Burada en az 3 ay sırasında harekât yürüteceğiz. Görev performansına bağlı olarak bu süreyi 1,5 yıla kadar uzatabileceğiz." değerlendirmesinde bulundu.

Kacır, sorumluluk süresince Güneş rüzgarlarının Ay yüzeyiyle etkileşimini, Ay yüzeyindeki suyun oluşum mekanizmalarını, Ay'ın manyetik alanlarını ve yüzeyin ısıl özelliklerini inceleyeceklerini, yerli olarak geliştirdikleri akademik ekipmanlarla Ay'daki radyasyon ortamına yönelik ölçümler gerçekleştireceklerini ifade etti.

Uzay aracını, akademik mesailer tamamlandıktan sonra denetimli yavaşlatma manevralarıyla Ay yüzeyine ulaştırmayı hedeflediklerini ifade eden Kacır, kendi imkanlarıyla geliştirdikleri Hibrit İtki Sistemi'nin, bu sorumlulukun hayati unsurlarından biri olacağını ifade etti.

“Aracımızı 2027 yılının ilk aylarında uzaya uğurlayacağız”

Kacır, sistemi yörünge yükseltme manevralarında ve sorumlulukun son aşamasında Ay yüzeyine ulaşmak üzere gerçekleştirilecek Ay yörüngesinden çıkarma ateşlemelerinde kullanacaklarının ifade ederek, şunları ifade etti:

“Bu akademik sorumluluku icra edecek takriben 3,5 ton ağırlığındaki Ay uzay aracımızı yüzde 80'in üzerinde yerlilik oranıyla ürettik. İMECE ve TÜRKSAT 6A projelerinde geliştirdiğimiz uçuş bilgisayarı, haberleşme, güç, ısıl denetim ve yörünge harekâtler gibi hayati kabiliyetlerden, Ay uzay aracımızda yararlandık. Uydu teknolojilerinde yıllar içinde inşa ettiğimiz malumat birikiminin eseri uzay aracımızın üretim faaliyeti, montaj ve entegrasyon çalışmalarını tamamladık. İcra edilecek testlerle, aracımızın fırlatma süresince ve uzay ortamında karşılaşacağı güçlü koşullara dayanımını doğrulayacağız. Isıl vakum testleriyle uzay ortamını, yapısal testlerle fırlatma koşullarını, elektromanyetik uyumluluk testleriyle de aracımızdaki sistemlerin beraber emniyetli ve uyumlu surette çalışmasını sınayacağız.”

Kacır, testlerin tamamlanmasının sonrasında, aracı TÜBİTAK UZAY'ın ODTÜ yerleşkesinde yapımı devam eden yepyeni temiz oda ve entegrasyon tesisine getireceklerini, buradaki nihai kontrollerin sonrasında, fırlatma için Kennedy Uzay Üssü'ne göndereceklerini anlatarak, hava, alan ve yörünge koşullarının elvermesi halinde, aracı 2027 yılının ilk aylarında uzaya uğurlamayı hedeflediklerini ifade etti. Programda 2022 yılının başından bu yana yüzde 77 tamamlanma seviyesine ulaştıklarını aktaran Kacır, aracın geliştirme ve üretim faaliyeti süreçlerinde TÜBİTAK UZAY ve DeltaV'nin yanı sıra, yerli teknoloji kuruluşlar ve girişimlerin de sorumluluk aldığını dile getirdi.

“Uzay teknolojileri geliştirme bölgesi kurma çalışmalarımızı sürdürüyoruz”

Merkez Bankası, politika faizini yüzde 37'de sabit bıraktı
Merkez Bankası, politika faizini yüzde 37'de sabit bıraktı
İçeriği Görüntüle

Kacır, Türkiye'nin 31 Ağustos'taki imza töreniyle Ay ve diğer gök cisimlerine dönük yürütülecek sivil uzay faaliyetlerinde ülkeler arası işbirliklerini teşvik etmeyi amaçlayan çok taraflı bir uzlaşı olan Artemis Mutabakatı'na katıldığını anımsatarak, şunları belirtti:

“Türkiye olarak, uzayın barışçıl, kalıcı ve tüm insanlığın müşterek yararına olacak surette keşfedilmesi ve kullanılması gayeler yönünde, ülkeler arası işbirliklerini geliştirmeye devam edeceğiz. 5-9 Ekim 2026'da Antalya'da düzenleyeceğimiz 77. Uluslararası Uzay Kongresinde, tüm dünyadan 10 bine komşu katılımcıyla uzayın geleceğini hep beraber şekillendireceğiz. Türkiye olarak hamle hamle savunma sanayisindekine benzer sağlam bir ekosistemi, uzay alanında inşa etmek üzere Ankara'da TUA, TÜBİTAK ve ODTÜ işbirliğinde bir uzay teknolojileri geliştirme alanı kurma çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Somali'de inşasını sürdürdüğümüz uzay limanı Türkiye'nin uzaya bağımsız erişiminin önünü açacak, küresel düzeyde artan uzaya erişim talebini karşılayarak, uzay ekonomisinden daha fazla pay almamızı sağlayacak.”

Anadolu Ajansı