Çanakkale Gündemi: Okullarda 'Kopya Şiddet' Riskine Karşı Uzman Uyarısı

Tekin Uğurlu Haber | Son Dakika
•10:36
PAYLAŞ :
3GÖRÜNTÜLENME
Çanakkale Gündemi: Okullarda 'Kopya Şiddet' Riskine Karşı Uzman Uyarısı

Son günlerde Türkiye genelinde yaşanan okul şiddeti olayları, Çanakkale başta olmak üzere tüm toplumu derinden etkiliyor. Atlas Üniversitesi'nden Uzman Psikolog Çağatay Demirel, şiddetin "sosyal bulaşma" potansiyeline ve özellikle ergenlerde görülebilecek "kopya şiddet" riskine dikkat çekerek, medya, okul ve aile iş birliğinin hayati önem taşıdığını vurguladı.

Son dönemde ülke genelinde eğitim kurumlarında gözlemlenen şiddet olayları, toplumun her kesiminde derin bir endişe yaratıyor. Manisa, Başakşehir ve Esenyurt gibi farklı bölgelerde yaşanan bu üzücü hadiseler, yalnızca mağdurları ve ailelerini değil, tüm ebeveynleri, eğitimcileri ve Çanakkale'deki çocuklarımızın geleceğini düşünen herkesi düşündürüyor. Atlas Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Psikoloji Bölümü'nden Araştırma Görevlisi Uzman Psikolog Çağatay Demirel, bu olayların ardındaki dinamikleri, yayılma potansiyelini ve alınması gereken önleyici tedbirleri detaylı bir şekilde ele aldı.

Uzman Psikolog Çağatay Demirel, yaşanan bu vakaların birbirinden bağımsız öfke patlamaları olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirtti. Demirel, "Büyük bir şiddet vakasının hemen ardından, kısa sürede benzer olayların ortaya çıkma riskinin arttığı bilimsel olarak kanıtlanmıştır. Ancak her yeni olayı bir öncekinin doğrudan kopyası olarak görmek de yanıltıcı olur. Bu risk, daha çok zaten kırılgan bir yapısı olan bireylerde yoğunlaşır," sözleriyle durumun karmaşıklığına dikkat çekti.

Şiddetin Görünmez Bulaşma Yolları

Demirel, "sosyal bulaşma" kavramını, bir davranışın veya duygunun, insanlar arasında çoğu zaman doğrudan bir etkileşim olmaksızın yayılması olarak tanımladı. Uzman isim, medya aracılığıyla saatlerce gösterilen şiddet içerikli haberlerin, kendini dışlanmış veya duyulmamış hisseden bir genç için "var olmanın" veya "sesini duyurmanın" çarpık bir yolu gibi algılanabileceğini ifade etti. Benzer şekilde, korku ve öfke gibi duyguların da aynı yollarla yayılabileceğini vurgulayan Demirel, "Yine de şunu açıkça belirtmek gerekir ki, bu tür haberleri izleyen çocukların büyük çoğunluğu asla şiddete yönelmez," diyerek genel bir panik yaratılmaması gerektiğinin altını çizdi.

Okul Güvenine Darbe: Çocuklarda Gözlenen Tepkiler

Bir çocuğun, okulun güvenli ortamına dair inancı sarsıldığında, bunu çoğu zaman bedensel tepkilerle dışa vurduğunu belirten Psikolog Demirel, "Okula gitmek istememe, karın ağrısı, baş ağrısı, uyku düzeni bozuklukları gibi belirtiler ortaya çıkabilir. Bu tepkiler genellikle geçicidir ve çocuğun yanında sakin, destekleyici bir yetişkinin varlığı çoğu zaman yeterli olur," şeklinde açıklamalarda bulundu.

Ergenlik Döneminde 'Kopya Şiddet' Alarmı

Ergenlerde durumun daha farklı bir boyut kazanabileceğine işaret eden Demirel, uzun süredir akranları tarafından dışlanan veya zorbalığa maruz kalan bir gencin, şiddet uygulayan failin gördüğü ilgiyi, korkutucu da olsa "fark edilmenin" bir aracı olarak görebileceği uyarısını yaptı. Kanlı görüntülere defalarca maruz kalmanın zamanla acıya karşı bir duyarsızlaşmaya yol açabileceğini ifade eden uzman, "Kopya şiddet riski tam da bu noktada başlar. İçinde birikmiş öfke taşıyan bir genç, başkasının benzer bir eylemi yaptığını ve günlerce konuşulduğunu gördüğünde, kendi eşiğini aşmaya daha da yaklaşabilir. Bu noktada belirleyici olan, olayın medya tarafından nasıl aktarıldığıdır. Saldırganın adı, görüntüleri, kullandığı alet ve bıraktığı notlar tekrar tekrar vurgulandığında, farkında olmadan taklit edilebilir bir model ortaya konmuş olur," uyarısında bulundu.

Medya, Okul ve Aile: Şiddet Zincirinde Tamamlayıcı Halka

Şiddetin tek bir nedenin sonucu olmadığını vurgulayan Demirel, özellikle medyanın kullandığı dilin önemine değinerek şunları kaydetti:

"Medya bu zincirde bir kıvılcım işlevi görebilir. Ancak bu kıvılcımın neye dönüşeceğini, çocuğun aile ve okuldaki 'tampon bölgeleri' yani destek mekanizmaları belirler. Bu nedenle medya, okul ve aile, birbirini tamamlayan unsurlar olmak zorundadır. Öncelikle haber dilinin değiştirilmesi şarttır. Olay anına ait kayıtlar, yaralanma görüntüleri ve şiddet kullanılan aletler kesinlikle paylaşılmamalıdır."

Görüntü Paylaşımının Tehlikeleri

Kamuoyunun bilgilendirilmesinin önemli olduğunu ancak haberin odağının fail değil, olayın ciddiyeti, mağdurlara sağlanan destek ve hukuki sürecin olması gerektiğini belirten Demirel, "Görüntüleri yayanlar sadece basın kuruluşları değildir. Ailelerin ve öğretmenlerin de bu tür kayıtları mesajlaşma gruplarında veya sosyal medyada paylaşmaktan kaçınması hayati bir önem taşır," çağrısında bulundu.

Okullardaki rehberlik servislerine de büyük görevler düştüğünü ifade eden Uzman Psikolog Çağatay Demirel, "Okulda gözlemlenen uyarı işaretlerinin hiçbiri tek başına şiddet göstergesi değildir; örneğin içine kapanık olmak kimseyi tehlikeli yapmaz. Ancak dışlanma, yoğun öfke, umutsuzluk ve tehdit veya hedef gösterme içeren paylaşımlar bir araya geldiğinde, rehberlik servisleri vakit kaybetmeden devreye girmelidir. Amaç cezalandırmak değil, o gence zamanında ulaşıp destek olmaktır. Arkadaşındaki tehlikeli bir durumu bildiren öğrencinin 'gammaz' olarak yaftalanma korkusu yaşamaması sağlanmalıdır. Olaydan etkilenen öğrencilerin psikolojik takibi ve gerektiğinde profesyonel yardıma yönlendirilmesi de bu sistemin ayrılmaz bir parçasıdır," şeklinde konuştu.

Çanakkale'deki hastanede bir diş polikliniği daha hizmete açıldı Çanakkale'deki hastanede bir diş polikliniği daha hizmete açıldı İçeriği Görüntüle

Ailelere Kritik Uyarılar: Çocuktaki Değişikliklere Dikkat

"Ev ortamında sorunlar bağırarak, cezayla veya güç kullanılarak çözülüyorsa, çocuk sorun çözme yöntemini ne yazık ki buradan öğrenir," diyen Demirel, derdi "ergenlik" diyerek geçiştirilen bir gencin, yalnızlığını başka mecralarda arayabileceğini vurguladı. "Bunu aileleri suçlamak amacıyla söylemiyoruz; çoğu ebeveyn bu hataları farkında olmadan yapar. Çocuğun odasına kapanması, öfkesindeki ani değişimler veya katıldığı çevrimiçi gruplar gibi değişiklikleri ilk fark edebilecek olan yine ailedir. Korkunuzu çocuğa yüklemeden, 'Okulda nasıl hissediyorsun, seni sıkan veya korkutan bir şey var mı?' gibi sorularla açık iletişim kurun. Arkadaş çevresini ve dijital hayatını baskı kurmadan ama dikkatle takip edin, şiddet içerikli platformlara erişimi yaşa uygun filtrelerle sınırlayın," önerilerinde bulundu.

Uzman Psikolog Çağatay Demirel, sözlerini şu çarpıcı mesajla tamamladı:

"Okul güvenliği, zil çaldığında başlayan bir olgu değildir; ailede, sınıfta ve ekran başında başlar. Medyayı, failleri görünür kılan sansasyonel haber dilini terk etmeye; okulları, koruyucu rehberlik mekanizmalarını güçlendirmeye; aileleri ise çocuklarıyla yakın ve açık bir bağ kurmaya davet ediyoruz."

İHA

Haber Kaynağı: Haber Merkezi

EDİTÖR|09.10.2026 • 10:36

Bilge Adam

HİSSET

BU HABER SENİ NASIL HİSSETTİRDİ?

CANLI
OKUR ETKİLEŞİMİ

HABER YORUMLARI (0)

Fikrinizi Paylaşın

Güvenlik · = ?

Doğru sonuca dokunun — yazmanıza gerek yok.

SON YORUMLAR

TrendOkuma