Endişe Her Zaman Anksiyete Bozukluğu Değil: Uzmanlardan Önemli Uyarılar

Tekin Uğurlu Haber | Son Dakika
10:22
PAYLAŞ :
2GÖRÜNTÜLENME
Endişe Her Zaman Anksiyete Bozukluğu Değil: Uzmanlardan Önemli Uyarılar

Psikiyatri uzmanı Dr. Çağrı Çimentepe Sezer, endişe ve anksiyete arasındaki farkları, aşırı kaygının yaşamı nasıl etkilediğini ve ne zaman profesyonel yardım alınması gerektiğini açıkladı.

''Lenfomanın sessiz sinyallerine dikkat edilmeli'' ''Lenfomanın sessiz sinyallerine dikkat edilmeli'' İçeriği Görüntüle

Psikiyatri uzmanı Dr. Çağrı Çimentepe Sezer, uyku düzeninde bozulma, dikkat ve konsantrasyon sorunları gibi belirtiler günlük yaşamı etkiliyorsa bir uzmana başvurulması gerektiğini belirtiyor.
Endişenin kendisinden ziyade, mevcut durum üzerine aşırı kaygı geliştirilmesinin sorun yarattığını vurgulayan Dr. Sezer, “Endişe, belirsizlik ve potansiyel tehditler karşısında doğal bir psikolojik tepkidir; asıl mesele, bu tepkinin ölçüsünün aşırıya kaçmasıdır” şeklinde konuştu.
Makul düzeydeki kaygının farkındalığı artırarak kişiyi önlem almaya yönlendirdiği, ancak belirli bir eşiği aştığında dikkati dağıttığı ve düşünme kapasitesini sınırladığı ifade edildi. “Sınav, iş görüşmesi, sağlık konuları ya da maddi sıkıntılar gibi durumlar geçici kaygıya neden olabilir; bu kaygı ortadan kalktığında da azalır. Anksiyete bozukluğunda ise kişi gerçekleşmemiş senaryolar üzerine takıntılı bir şekilde düşünmeye devam eder ve bu durum kontrol altına alınması zor bir hal alır” diye ekledi.
Günlük işlevleri etkileyen belirtiler – uyku bozukluğu, odaklanma güçlüğü, kaçınma davranışları ve fiziksel reaksiyonlar – ortaya çıktığında profesyonel bir değerlendirme önerildi. Dr. Sezer, “Kaygı, kalp atışının hızlanması, kas gerginliği, terleme, sindirim ve solunum değişiklikleri gibi vücut tepkilerini tetikler; bu tepkiler gerçek bir tehdit olmadığında uzun süre devam ederse hem bedeni hem de zihni yorar” şeklinde uyarıda bulundu.

“Belirsizliği tamamen ortadan kaldırma çabası kaygıyı artırabilir” ifadesiyle, sürekli araştırma ve güvence arayışının her zaman rahatlatıcı olmadığı vurgulandı. “İnsan, kesin bir kesinlik bulamadığında kaygıyı azaltmak için harcadığı çaba paradoksal olarak sorunu sürdürebilir” denildi.

“Tedavinin amacı kaygıyı yok etmek değildir” diyerek, kaygının tamamen ortadan kaldırılması hedefi yerine, yaşamı tehlikeye atacak seviyelere ulaşmadan işlevselliği korumak gerektiği belirtildi. “Ruh sağlığı, hiçbir şeyden endişe etmemek değil; kaygıyı bir uyarı sinyali olarak kullanıp, gerektiğinde müdahale etmektir” şeklinde son sözlerini söyledi.
Dr. Sezer, kaygının sürekli hâle gelmesi, kontrol edilememesi ve uyku, dikkat, sosyal ilişkiler gibi alanları belirgin şekilde bozan durumlarda uzman desteğinin alınması gerektiğini vurguladı.

İHA

Haber Kaynağı: Haber Merkezi

EDİTÖR|16.09.202610:22

Bilge Adam

HİSSET

BU HABER SENİ NASIL HİSSETTİRDİ?

CANLI
OKUR ETKİLEŞİMİ

HABER YORUMLARI (0)

Fikrinizi Paylaşın

Güvenlik · = ?

Doğru sonuca dokunun — yazmanıza gerek yok.

SON YORUMLAR

TrendOkuma