Çanakkale’de sevilen doktor artık o hastanede!
Çanakkale’de sevilen doktor artık o hastanede!
İçeriği Görüntüle

Hematoloji Uzmanı Dr. Sertaç Durusoy, bu grubun en sık görülen hastalıklarının polisitemia vera, esansiyel trombositemi ve myelofibrozis olduğunu ifade etti. "Polisitemia verada kırmızı kan hücreleri, esansiyel trombositemide trombositler normalin hakkında çıkar" diyen Durusoy, "Bazı hastalarda beyaz kan hücrelerinde de yükseklik görülebilir. Sertaç Durusoy, rutin kan tahlillerinde belirleme edilen hemoglobin, hematokrit, trombosit veya beyaz kan hücresi yüksekliğinin her zaman masum olmayabileceğini kaydederek, kronik myeloproliferatif hastalıkların erken teşhisinin damar tıkanıklığı, kanama ve diğer kayda değer komplikasyonların önlenmesi bakımından kapsamlı önem taşıdığını aktardı.
Kemik iliğinin normalden fazla kan hücresi üretmesiyle ortaya çıkan kronik myeloproliferatif hastalıkların, hematolojide sık karşılaşılan kronik kan hastalıkları arasında yer aldığını ifade eden Medicana Bursa Hastanesi Hematoloji Uzmanı Dr. Kronik myeloproliferatif hastalıkların mühim bir kısmının rutin kan tetkikleri esnasında tesadüfen belirleme edilmektedir. Myelofibroziste ise zamanla kemik iliğinde bağ dokusu çoğalmayı gelişebilir; buna bağlı olarak kansızlık, dalak büyümesi ve genel konum bozukluğu ortaya çıkabilir. Baş ağrısı, yüzde kızarıklık, kulak çınlaması, görme bulanıklığı, el ve ayaklarda yanma hissi, samimi banyo sonrası gelişen kesif kaşıntı, karında dolgunluk, dalak büyümesi, halsizlik ve kilo kaybı bu hastalıkların belirtileri arasında yer alabilir. Bazı hastalarda ise hayat kalitesini etkileyen şikayetler görülmektedir. Sertaç Durusoy, şu ikazda bulundu;
"Hastalarımız bazen 'Kan değerlerim biraz fazla ama herhangi bir şikâyetim yok' diyebiliyor. Bazı hastalarda ise ilk belirtiler, damar tıkanıklığı, pıhtı oluşumu veya daha nadiren kanama olabilir" diye hitap etti.
Kan değerlerindeki yüksekliğin salt laboratuvar belirtisi olarak değerlendirilmemesi gerektiğini vurgulayan Dr. Ancak kronik myeloproliferatif hastalıklarda en kayda değer hedeflerden biri, henüz belirti ortaya çıkmadan pıhtı ve kanama gibi kayda değer komplikasyonların önüne geçmektir. Bu nedenle aralıksız fazla seyreden kan önemler mutlaka araştırılmalıdır. Durusoy, ayrıntılı değerlendirme gerektiğini aktardı. İleri yaş, daha önce damar tıkanıklığı geçirmiş olmak, çok fazla trombosit önemler, kalp-damar hastalıkları ve hastalığın genetik özelliklerinin tedavi planını belirleyen kayda değer faktörlerdir."
Teşhis sürecinin salt tam kan sayımıyla sınırlı olmadığını dile getiren Dr. Durusoy, "Tam kan sayımı, periferik yayma, demir metabolizması testleri ve eritropoetin düzeyinin yanı sıra JAK2, CALR ve MPL mutasyon analizleri tanıda kayda değer yer tutuyor. Günümüzde bazı hastalarda daha ayrıntılı moleküler inceleme sağlayan güncel nesil dizileme (NGS) testlerinden de yararlanıyoruz. Bu değerlendirmeler hastalığın biyolojik özelliklerini ve risk durumunu daha doğru belirlememizi mümkün kılıyor" olarak hitap etti.
Kronik myeloproliferatif hastalıkların birbirine benzer laboratuvar belirtileri gösterebildiğini dile getiren Dr. Durusoy, "Polisitemia vera, esansiyel trombositemi ve erken süreç myelofibrozis bazı hastalarda benzer kan değerleriyle karşımıza çıkabilir. Sertaç Durusoy, kemik iliği biyopsisinin teşhiste belirleyici öneme sahip olduğunu altını çizdi. Kemik iliği biyopsisinde kemik iliğinin hücresel yapısını, megakaryositlerin özelliklerini ve fibrozis derecesini değerlendirerek hastalığın gerçek alt tipini belirliyoruz. Doğru tanı, doğru tedavi planının temelini oluşturur" dedi.
Tedavi her hastanın riskine göre tasarlanıyor
Tedavinin standart tek bir yöntemden oluşmadığını dile getiren Dr. Durusoy uyarılarına şöyle sürdürüldü;
"Polisitemia verada hematokriti korunaklı düzeyde tutmak hedefiyle flebotomi, yani muayeneli kan alma işlemi uygulanabilir. Durusoy, hastaya hususi yaklaşımın önemine vurguladı. Bunun yanında düşük doz aspirin, hücre azaltıcı ilaçlar, interferon tedavileri veya JAK inhibitörleri kullanılabilir. Esansiyel trombositemide esas amaç trombosit yüksekliğine bağlı pıhtı ve kanama riskini dengelemektir. Myelofibroziste ise dalak büyüklüğü, kansızlık, sistemik belirtiler ve hastalığın risk grubu değerlendirilerek tedavi planlanır. Uygun hastalarda kök hücre nakli de gündeme gelebilir. Kronik myeloproliferatif hastalıkların genellikle uzun yıllar izleme edilebilen kronik hastalıklardır. Bu hastalıklar uzun süre stabil seyredebilse de zaman içinde hastalığın biyolojik davranışı değişebilir. Kan değerleriniz aralıksız fazla seyrediyorsa, tekrarlayan damar tıkanıklığı veya açıklanamayan kanama öykünüz varsa, dalak büyümesi, halsizlik, kilo kaybı ya da diğer sistemik yakınmalar eşlik ediyorsa vakit kaybetmeden hematoloji uzmanına başvurmanız gerekir. Bu nedenle düzenli hematoloji muayeneler, salt bulunan tedavinin değerlendirilmesi için değil, hastalığın değişikliklerinin erken süreçte belirleme edilmesi bakımından da kapsamlı önem taşır. Bazı hastalarda myelofibroza ilerleme, kan değerlerinde düşme veya nadiren akut lösemiye dönüşüm görülebilir. Doğru tanı, hastalığın risk durumunun doğru belirlenmesi ve düzenli izleme vesilesiyle hem yaşam kalitesini korumak hem de kayda değer komplikasyonların önüne geçmek mümkündür."

Kaynak: İHA