Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Prof. Nafiz Koçak, çocukların kalabalık ve kapalı ortamlarda daha fazla bir arada bulunmasının bulaşıcı hastalıkların yayılımını kolaylaştırdığını kaydederek, salgın değerlendirmesi için epidemiyolojik veriler ve sürveyans sonuçlarının ile beraber ele alınması gerektiğini aktardı.
Medicana Çamlıca Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Nafiz Koçak, okulların açılmasıyla çocuklarda enfeksiyon görülme sıklığının artmasının tek başına güncel bir salgın göstergesi olmadığını ifade etti. Dr. Dr. Bu süreçte değişik virüslerin aynı anda dolaşımda olması sebebiyle çocuklarda hastalıkların arttığını görmek olağandır" beyanı gerçekleştirdi.
Okul ortamı enfeksiyonların yayılması için elverişli zemin oluşturuyor
Çocukların uzun saatler süresince aynı sınıfta, serviste, oyun alanlarında ve birlikte yürütülen kullanım alanlarında bulunmasının enfeksiyonların kişiden kişiye geçişini kolaylaştırabildiğini dile getiren Prof. Çocukların kalabalık ve kapalı ortamlarda daha uzun süre bir arada bulunmasının bulaşıcı hastalıkların yayılımını kolaylaştırdığını ifade eden Koçak, "Okulların açılmasıyla çocukların kalabalık ve kapalı ortamlarda daha uzun süre bir arada bulunması, bulaşıcı hastalıkların yayılımını kolaylaştırıyor. Koçak, başta olmak üzere havalandırması yetersiz ve kalabalık kapalı ortamlarda solunum yoluyla bulaşan virüslerin yayılma riskinin arttığını aktardı.
Prof. Dr. Çocuğun hastalanması, aile içerisinde bakım yükü ve iş gücü kaybı gibi neticeler da beraberinde getirebiliyor. Bu nedenle okul dönemindeki enfeksiyonları salt çocukların hastalanması olarak değerlendirmemek gerekiyor. Koçak, "Bir çocuğun okula başlamasıyla ile beraber salt kendi enfeksiyon riski değil, ev içerisinde kardeşlerine ve ebeveynlerine bulaştırma ihtimali de artıyor. Solunum yolu enfeksiyonlarının yayılımında kapalı ve kalabalık ortamların mühim bir rol oynadığı biliniyor" dedi.
TOBB İklimlendirme Meclisi'nin İstanbul, Ankara, İzmir ve Erzurum'da yaptığı ölçümlerde sınıflardaki karbondioksit seviyelerinin 5 bin ppm'e kadar çıktığının belirleme edildiğini dile getiren Koçak, kabul edilebilir seviyenin 750-1000 ppm olduğunu aktardı.
Koçak, "CO2 seviyesinin 1000 ppm'in üzerinde olması hüküm verme performansının orta derecede azalmasına, 2 bin 500 ppm'in hakkında çıkması ise fazla derecede düşmesine neden oluyor. Bu ortamlar hem çocukların dersi anlamalarını olumsuz etkiliyor hem de civardaki mesafe sebebiyle karşılarındaki kişinin üst solunum yolu mikrobiyotasından etkilenerek daha fazla enfeksiyon etkenine maruz kalmalarına neden olabiliyor. Bu nedenle en azından sınıfların teneffüslerde düzenli olarak havalandırılması gerekiyor. El hijyeni ve hastalık belirtileri gösteren çocukların mümkün olduğunca diğer çocuklardan uzak tutulması da bulaşın azaltılması bakımından önem barındırıyor" ifadelerini kullandı.
El-ayak-ağız hastalığı bu süreçte daha sık görülüyor
Son süreçte başta olmak üzere minik çocuklarda dikkat çeken hastalıklardan birinin de el-ayak-ağız hastalığı olduğunu dile getiren Prof. Dr. Koçak, enterovirüslerin neden olduğu bu enfeksiyonun çocukluk çağında sık görüldüğünü aktardı.
Hastalığın ılıman iklimlerde yaz sonu ve sonbahar başında daha fazla görülebildiğini dile getiren Koçak, "Hastalık genellikle ateş, halsizlik, iştahsızlık ve boğaz ağrısıyla başlayabiliyor. Ardından ağız içerisinde ağrılı yaralar ile el ve ayaklarda, bazen de diz, dirsek, kalça ve gövde gibi bölgelerde döküntüler ortaya çıkabiliyor. Ancak hastalığın ismine rağmen her çocukta el, ayak ve ağız bölgesinin tamamında döküntü görülmeyebiliyor" dedi.
El-ayak-ağız hastalığının güncel ortaya çıkmış bir hastalık olmadığını vurgulayan Koçak, "Çocukluk çağında sık gördüğümüz viral enfeksiyonlardan biri. Özellikle kreş ve okul gibi çocukların civardaki temas halinde olduğu ortamlarda daha zahmetsiz yayılabiliyor. Hastalığın yaz sonu ve sonbahar döneminde görülmesi de olağandışı bir konum değil" diye hitap etti.
Boğaz ağrısı ve kusma her zaman aynı enfeksiyonu göstermiyor
Okul döneminde çocuklarda aynı anda değişik enfeksiyon etkenlerinin görülebildiğini dile getiren Prof. Koçak, boğaz ağrısı, ateş, kusma veya halsizlik gibi tek bir belirtiden yola çıkarak hastalığın hangi etkenden kaynaklandığının belirlenemeyeceğini aktardı.
Soğuk algınlığına kalabalık bir değişik solunum yolu virüsünün neden olabildiğini kaydeden Koçak, influenza enfeksiyonunun ise başta olmak üzere kuzey yarımkürede kış aylarında daha belirgin hale geldiğini aktardı. Dr. Çocuklarda influenza esnasında bulantı, kusma ve ishal gibi gastrointestinal belirtilerin yetişkinlere kıyasla daha sık görülebildiğini ifade etti.
Prof. Dr. Koçak, "Boğaz ağrısı olan her çocuk grip değildir; kusan her çocukta da aynı etken söz meselesi değildir. Viral üst solunum yolu enfeksiyonlarından gastroenteritlere, streptokok kaynaklı boğaz enfeksiyonlarından el-ayak-ağız hastalığına kadar değişik tablolar benzer başlangıç belirtileri gösterebilir. Bu nedenle başta olmak üzere ateşin fazla veya uzun sürmesi, çocuğun genel durumunun bozulması ya da sıvı alamaması gibi durumlarda çocuğun hekim eliyle değerlendirilmesi gerekir" açıklamasında bulundu.
Havaların soğuması bulaş bakımından elverişli şartlar oluşturabilir
Son günlerde hava sıcaklıklarının çabucak düşmesiyle ile beraber velilerin "Soğuk hava çocukları hasta ediyor mu?" sorusunu gündeme getirdiğini dile getiren Prof. Dr. Koçak, tek başına havanın soğumasının enfeksiyona neden olmadığını aktardı.
Koçak, "Enfeksiyonların nedeni virüs ve bakteriler gibi mikroorganizmalardır. Ancak mevsim değişikliğiyle ile beraber insanların daha fazla kapalı ortamlarda bulunması, pencerelerin daha az açılması ve çocukların uzun süre kalabalık ortamlarda bir arada bulunması bulaş bakımından elverişli şartlar oluşturabilir" dedi.
Solunum yolu virüslerinin kapalı ve kalabalık ortamlarda daha zahmetsiz yayılabildiğini ifade eden Koçak, bu sebeple havaların soğumasıyla ile beraber sınıf ve evlerin düzenli olarak havalandırılmasının önem kazandığını aktardı.
Çocuğu hastalanan velilerin dikkat etmesi gerekenler
Çocuklarda enfeksiyonların kontrolünde ailelerin yanı sıra okulların yaklaşımının da önem taşıdığını dile getiren Prof. Koçak, ateş, belirgin halsizlik, etkin kusma veya ishal, kesif öksürük ya da bulaşıcı bir hastalığa işaret eden döküntüleri yer alan çocukların diğer çocuklarla civardaki temasının sınırlandırılması gerektiğini aktardı.
El-ayak-ağız hastalığında civardaki temas, tükürük ve solunum salgıları, dışkı ve döküntü sıvıları aracılığıyla bulaş gerçekleşebildiğini dile getiren Koçak, el yıkama, birlikte yürütülen kullanılan eşyaların temizliği ve hasta çocukla civardaki temasın azaltılmasının önem taşıdığını aktardı.
Prof. Dr. Koçak, "Çocuğun okula gönderilip gönderilmeyeceği salt ateşin olup olmamasına göre değerlendirilmemeli. Dr. Özellikle etkin kusma ve ishal, fazla ateş, belirgin halsizlik veya geniş çaplı döküntü gibi durumlarda çocuğun evde istirahat etmesi ve hekim değerlendirmesi elverişli olacaktır" dedi.
El hijyeni ve havalandırma en basit ama tesirli önlemler arasında
Okul döneminde enfeksiyonların yayılımını azaltmak için çocuklara minik yaşlardan itibaren el hijyeni alışkanlığı kazandırılması gerektiğini dile getiren Prof. Çocuğun genel konumu, hastalığın türü, bulaştırıcılık süreçi ve okulun uyguladığı sağlık politikaları ile beraber göz önünde bulundurulmalı. Dr. Koçak, başta olmak üzere tuvalet sonrası, yemeklerden önce ve okuldan eve geldikten sonra ellerin su ve sabunla yıkanmasının önem taşıdığını aktardı.
Sınıfların düzenli havalandırılması, birlikte yürütülen kullanılan yüzeylerin temizliği, kişisel eşyaların paylaşılmaması ve öksürme-hapşırma esnasında ağız ve burnun kapatılması gibi esas hijyen uygulamalarının da bulaş riskinin azaltılmasına fayda sağlayacağını ifade eden Koçak nihayetinde şunları aktardı:
"Okulların açılmasıyla çocuklarda enfeksiyonların artması yıllık olarak karşılaştığımız bir konum. Hasta çocuğun dinlenmesi, gerektiğinde hekim eliyle değerlendirilmesi ve bulaşıcı olduğu süreçte diğer çocuklarla temasının azaltılması hem kendi sağlığı hem de okul topluluğunun korunması bakımından önemlidir." Burada kayda değer olan paniğe kapılmak değil, bulaş zincirini azaltacak doğru alışkanlıkları günlük hayatın bir parçası haline getirmek.
İHA
Haber Kaynağı: Haber Merkezi
EDİTÖR|24.09.2026 • 11:01




SON YORUMLAR