Doç. Dr. Özen, aşıların bulaşıcı hastalıkların yol açtığı ölüm ve hastalık oranını büyük ölçüde düşürdüğünü vurguladı. Çocukluk döneminde verilen aşıların yanı sıra, yetişkinlikte özellikle risk taşıyan grupların da aşılanmasının kritik olduğunu belirtti. 65 yaş üstü bireyler ve kronik hastalığı ya da bağışıklık sistemi baskılanması olan kişiler, aşı takviminde öncelikli olarak yer almalı.
50 yaşın üzerindeki bireyler için zona aşısının önemi büyüktür.
Erişkinlerde önerilen aşılar arasında difteri, boğmaca ve tetanos aşılarının periyodik olarak yenilenmesi gerektiği, grip ve pnömokok aşılarının ise risk grubundakilere özel bir koruma sağladığı ifade edildi. 50 yaş ve üzerindeki kişilerde zona aşısının, hastalığın görülme sıklığını ve sonrasında ortaya çıkan postherpetik nevralji riskini azaltmada etkili olduğu vurgulandı.
Genç yaşta unutkanlık alarmı İçeriği Görüntüle HPV, hepatit B ve RSV aşıları da belirli yaş ve sağlık gruplarına önerilmektedir. Özellikle 65 yaş üzerindeki ve kronik akciğer hastalığı bulunan bireylerde RSV aşısının solunum yolu enfeksiyonlarını önlemedeki rolü öne çıkmaktadır. Gebelik döneminde yapılan aşıların anne ve bebek sağlığına fayda sağladığı, özellikle son trimesterde uygulanan RSV aşısının doğumda antikor geçişiyle bebeği koruduğu belirtildi. Mevsimsel influenza aşısının hamile kadınlarda ve tetanos aşılarının güncel tutulmasının da önem taşıdığı ifade edildi.
Aşı karşıtlığı, toplum sağlığına yönelik ciddi bir tehdit oluşturmaktadır. Yanlış bilgi ve eksik sağlık okuryazarlığı, bireylerin aşı konusunda tereddüt yaşamalarına yol açabiliyor. Doç. Dr. Özen, geçmişte neredeyse yok olmuş hastalıkların, aşılamayı reddeden ailelerin artan sayısı nedeniyle yeniden yükselişe geçebileceğini hatırlattı. Bu nedenle, aile hekimleri ve iç hastalıkları uzmanlarının yönlendirmeleri doğrultusunda hem çocukların hem de yetişkinlerin önerilen aşı takvimine uymaları tavsiye ediliyor.
İHAHaber Kaynağı: Haber Merkezi




SON YORUMLAR