Yıllık izin hakkı konusunda alınan kararda, işçinin isteği ve rızasıyla 10 günden kısa sürelerde kullanılan izinlerin tek başına haklı fesih nedeni oluşturmayacağı vurgulandı.
9 yıl boyunca gümrük müşavir yardımcısı olarak görev yapan bir çalışan, ihtiyacı olduğunda hiç izin kullanamadığını ve işverenin yoğunluk gerekçesiyle izin taleplerinin reddedildiğini iddia ederek istifa etti. Mahkeme, çalışanın 6 günden uzun süreli izinler de dahil olmak üzere yıllık izinlerini kullanamadığını ve bu izinlerin karşılığının ödenmediğini belirtti. Çalışan, kıdem tazminatı, yıllık ücretli izin ve prim alacaklarını talep etti.
İşveren ise çalışanın istifa ettiği, bazı izinleri kullandığı ve kalan izinlerin ücretinin ödenmiş olduğunu savundu. Prim ödemelerinin performansa bağlı olduğunu ve ödenmemiş prim alacağının olmadığını iddia etti. İş Mahkemesi, çalışan sözleşmesini haklı nedenle feshettiğini kabul ederek kıdem tazminatını öngördü, ancak prim alacak talebini reddetti.
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, 4857 sayılı İş Kanunu’nun 56. maddesi çerçevesinde, yıllık ücretli izinlerin işveren tarafından bölünemeyeceğini ve tarafların anlaşmasıyla bölünmesi durumunda bile bir bölümün 10 günden az olmaması gerektiğini belirtti. Daire, izinlerin işçinin talebi ve rızasıyla bölündüğünü kabul etti ve 10 günden kısa süreli izinlerin geçerli olabileceğini savundu.
Karar, yıllık izin belgelerinde 10 günden kısa süreli izinlerin bulunmasının işçiye haklı fesih hakkı vermeyeceğini ve kısa süreli izinlerin işçinin talebiyle kullandırıldığında geçerli kabul edilebileceğini vurguladı.
Çanakkale‘deki konserlerde finali Bayhan yaptı İçeriği Görüntüle
Öte yandan, kararla birlikte yıllık izin belgelerinde 10 günden kısa izin sürelerinin bulunması, her durumda işçiye haklı fesih hakkı vermeyecek. Kısa süreli izinler işçinin talebi ve rızasıyla kullandırılmışsa geçerli kabul edilebilecek.
İHAHaber Kaynağı: Haber Merkezi




SON YORUMLAR