Boğaz Medya’yı görüşme ederek Türkiye gündemine yönelik değerlendirmelerde mevcut Mustafa Cumhur Ersümer’e, takriben 25 yıldır Yüce Divan’da bir yargılama yaşanmamasına yönelik görüşleri soruldu.
Yüce Divan’ın hukuk devletinin dikkat çekici mekanizmalarından biri olduğunu ifade eden Ersümer, geçmişte bu aşamadan geçen bir siyasetçi olarak değerlendirmelerini aktardı. Siyasetçilerin sorumluluk dönemlerinin sonrasında hesap verebilmesinin önemine değinen Ersümer, “Allah bütün siyaset yapanlara böyle siyasetin sonunda gelip burada hesap verebilmeyi nasip etsin” ifadelerini kullandı.
“Devri Sabık Yaratmayalım” Yaklaşımını Hatırlattı
Ersümer, değerlendirmesinde 1983 yılında Anavatan Partisi’nin iktidara geldiği evreye değinerek, 12 Eylül 1980 sürecinde sorumluluk yapan hükümetlerin bazı bakanları ile ilgili hazırlanan inceleme dosyalarının ve Yüce Divan’a sevk kararlarının yepyeni evreye devredildiğini anlattı.
Dönemin Başbakanı Turgut Özal’ın, “Devri sabık yaratmayalım” yaklaşımını benimsediğini aktaran Ersümer, bu yönde söz hususu dosyaların Yüce Divan’a sevk edilmemesi yönünde karar alındığını aktardı.
Bu yaklaşımın Türkiye’de yepyeni bir siyasi evrenin başlamasına katma değer sağladığını ifade eden Ersümer, aynı evrede önceki Danışma Meclisi aracılığıyla alınan idam kararlarının da ortadan kaldırıldığını hatırlattı. Ersümer, söz hususu adımların siyasi gerilimin azaltılması ve toplumsal barış ortamının güçlendirilmesi yönünden dikkat çekici olduğunu ifade etti.
“Onlar Bizim Yaptığımızı Yapmadılar”
Anavatan Partisi iktidarının sonrasında yaşanan gelişmelere de değinen Ersümer, kendi hükümetlerinden önceki evrede sorumluluk yapan bazı bakanların ardından Yüce Divan’a sevk edildiğini ifade etti.
Ersümer, bu süreci değerlendirirken, “Onlar bizim onlara yaptığımızı yapmadılar” ifadesini kullandı. Söz hususu bakanların Yüce Divan’da yargılandığını ifade eden Ersümer, Türkiye siyasetinde muhtelif dönemlerde muhtelif uygulamaların yaşandığına işaret etti.
Kendisinin de Yüce Divan’da Yargılandığını Anlattı
Koalisyon hükümetleri dönemine yönelik değerlendirmesinde ise kadim Başbakan Mesut Yılmaz’ın Yüce Divan’da yargılandığını hatırlatan Ersümer, kendisinin de yargılanan bakanlardan biri olduğunu ifade etti.
Yargılama sürecinde yaşadıklarını anlatan Ersümer, kendilerinden önce Yüce Divan’da yargılanan bakanların önüne sanık levhası konulmadığını, kendi yargılamalarında ise bunun ilk defa uygulandığını söyledi. Süreç sırasında muhtelif eleştiriler ve uygulamalarla karşılaştıklarını ifade eden Ersümer, taleplerinin değerlendirilmesi hususunda da hukuka münasip davranılmadığını düşündüğünü ifade etti.
Ersümer buna ek olarak, yargılama sürecinde FETÖ mensubu olduğunu belirttiği raportörlerin hazırladığı raporların güçlü olduğunu öne sürdü.
“Önceki Dönemlerde Meclis Denetim Mekanizmaları Vardı”
Türkiye’de geçmiş dönemlerde parlamenter sistem içerisinde işleyen denetim mekanizmalarına da değinen Ersümer; soru önergeleri, gensoru ve bakanlar ile ilgili verilen inceleme önergelerinin Meclis denetiminin dikkat çekici vasıtalar olduğunu ifade etti.
Kendi bakanlığı döneminde ile ilgili gensoru önergesi verildiğini ancak önergenin reddedildiğini ifade eden Ersümer, yine aynı evrede kendisi ile ilgili inceleme önergesi sunulduğunu, bunun da Meclis’te kabul edilmediğini ifade etti.
Hakkında Yüce Divan sürecini başlatan inceleme önergesinin ise yepyeni bir hükümetin kurulmasının ve muhtelif bir siyasi partinin iktidara gelmesinin sonrasında kabul edildiğini ifade eden Ersümer, bu vaziyeti önceki dönemdeki “devri sabık yaratmama” anlayışıyla ilişkilendirdi.
“Bu Dönemde Denetimlerin Yapılabildiğini Söylemek Mümkün Değil”
Mevcut sistemde Meclis denetiminin nasıl işlediğine yönelik değerlendirmelerde de mevcut Ersümer, başkanlık sistemiyle beraber muhtelif uygulamaların ortaya çıktığını aktardı.
“Şimdi bu dönemde bu denetimlerin yapılabildiğini söylemek çok mümkün değil” diyen Ersümer, yepyeni sistemin bazı uygulamalarının kendileri yönünden da tam olarak anlaşılamadığını söyledi.
Bununla beraber var olan hükümette sorumluluk yapan herhangi bir bakanın Yüce Divan’a sevk edilmesi gerektiği yönünde değerlendirme yapmak istemediğini vurgulayan Ersümer, hiçbir bakanın böyle bir aşama yaşamasını arzu etmediğini ifade etti.
“Devlette Hiçbir Şey Silinmez, Hiçbir Şey Boşa Gitmez”
Yüce Divan’da kendi yargılaması tamamlandıktan sonra basın mensupları mensuplarına yaptığı duyuruyu da hatırlatan Ersümer, siyasetçilerin görevlerinin sonrasında hesap verebilmesinin önemine işaret etti.
Ersümer, “Allah bütün siyaset yapanlara böyle siyasetin sonunda gelip burada hesap verebilmeyi nasip etsin” sözlerinin bir dua olarak değil, kendi anlayışını ve yaklaşımını ortaya koyan bir ifade olarak değerlendirilmesi gerektiğini aktardı.
Hesap vermesi gereken kişiler varsa devlet kayıtlarında hiçbir şeyin kaybolmayacağını ifade eden Ersümer, “Bu devlette hiçbir şey silinmez. Hiçbir şey boşa gitmez” dedi.
Muhalefetin Yüce Divan Söylemi İçin “Sonrası Bilinmez” Değerlendirmesi
Muhalefet partilerinin zaman zaman iktidardaki isimleri Yüce Divan’a sevk edecekleri ve hesap soracakları yönündeki açıklamalarını da değerlendiren Ersümer, bu söylemlerin siyasette karşılık bulduğunu ifade etti.
Vatandaşların, geçmişte yaşandığını düşündükleri haksızlıkların hesabının sorulacağı beklentisiyle bu açıklamalara ilgi gösterdiğini ifade eden Ersümer, Meclis’teki çoğunluk aritmetiğinin inceleme önergelerinin kabul edilmesinde belirleyici olduğunu dikkat çekti.
Geçmiş dönemlerde de benzer siyasi ve parlamenter süreçlerin yaşandığını hatırlatan Ersümer, muhalefetin Yüce Divan aracılığıyla dile getirdiği hesap sorma söyleminin bundan sonraki aşamada nasıl sonuçlanacağının ise şimdiden öngörülemeyeceğini söyledi.
Mustafa Cumhur Ersümer’in duyurular, Türkiye’de siyasi hesap verebilirlik, Meclis denetimi ve Yüce Divan mekanizmasının geçmişten günümüzdeye işleyişine yönelik tartışmaları tekrar gündeme taşıdı.
Haber Kaynağı: Haber Merkezi




SON YORUMLAR