Eğitim kurumlarındaki silahlı saldırılar, artık münferit olaylar olarak görülemez. Şanlıurfa ve Kahramanmaraş'taki okullardaki olaylar, bir çöküşün işareti. Eğitim kurumlarının güvenli ortamda bulunma güvencesi ortadan kalktı.
Eğitim Kurumları ve Güvenlik
Eğitim kurumları, piyasa mantığıyla yönetilemez. Kamusal bir hak olan eğitim, kamucu, eşitlikçi ve koruyucu bir anlayışla örgütlenmelidir. Çocukların can güvenliği sağlanamayan bir düzende hizmetten söz etmek, gerçeği inkâr etmektir.
Geçmişte Yaşanan Olaylar
Ocak ayında görevi başında silahlı saldırı sonucu hayatını kaybeden Yalova SGK İl Müdürlüğü avukatı Zekeriya Polat ve 2 Mart'ta İstanbul Çekmeköy'de Taşdelen Borsa İstanbul Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi'nde görev yaparken katledilen öğretmen Fatma Nur Çelik, bu çürümenin bedelini hayatlarıyla ödeyenlerdir.
Bugün gerçekler tüm çıplaklığıyla ortadadır: Kamu çalışanları korunmamaktadır, çocuklar korunmamaktadır, kamu kurumları güvenli değildir ve sorumlular harekete geçmemektedir.
İhmal Düzeni
Bu durum bir eksiklik değil, açık bir ihmal düzenidir. Kamu hizmetlerinin müşteri odaklı bir anlayışla ele alınması, insan hayatını ve kamusal sorumluluğu ikinci plana itmiştir. Vatandaş müşteri değildir, çocuklar hizmet alan değildir, kamu emekçileri de piyasa koşullarında çalışan güvencesiz unsurlar değildir.
Alınmayan her önlem, yapılmayan her denetim, ertelenen her karar; hem çocukları hem de kamu emekçilerini doğrudan riske atmaktadır. Bu nedenle yaşanan her saldırı bir olay değil, göz göre göre işlenmiş bir ihmal suçudur.
Çözüm Önerileri
Tüm eğitim kurumları başta olmak üzere kamu binalarında en üst düzey güvenlik önlemleri derhal ve eksiksiz şekilde uygulanmalıdır. Çocukların korunmasına yönelik özel, bağlayıcı ve denetlenebilir güvenlik politikaları hayata geçirilmelidir.
Kamu hizmetleri müşteri memnuniyeti değil, kamusal sorumluluk ve yaşam hakkı temelinde yeniden örgütlenmelidir. Kamucu, eşitlikçi ve güvenli bir eğitim sistemi için somut ve kalıcı adımlar gecikmeden atılmalıdır.
Artık sabır tükenmiştir. Çocukların korku içinde eğitim gördüğü, kamu emekçilerinin ölüm riskiyle çalıştığı bir düzen meşru değildir. Bu bir yönetim sorunu değil, doğrudan bir yaşam hakkı ihlalidir.
Açıkça ve tereddütsüz söylüyoruz: Bu düzen değişmek zorundadır, bu ihmal zinciri kırılmak zorundadır, bu sorumsuzluk hesap vermek zorundadır.
Çocukların ve kamu emekçilerinin yaşam hakkını savunmaktan, kamucu, güvenli ve eşit bir kamu düzeni kurulana kadar mücadele etmekten vazgeçmeyeceğiz. Susmayacağız. Geri adım atmayacağız.
Haber Kaynağı: Haber Merkezi




SON YORUMLAR